
GİRİŞ
Okuyacağınız blog notunda; kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin düzenlendiği eski 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 2011 yılında yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hususta getirdiği değişiklikler ve bu hükümlerin zaman bakımından uygulanması hakkında bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tavsiye niteliğinde olmayıp tarafımıza sorumluluk doğurmaz. Detaylı bilgi edinmek için iletişime geçebilirsiniz.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
- Görev Konusunda Eski HUMK ile HMK arasındaki farklar:
6100 sayılı HMK m.4 ve bu maddenin 1086 sayılı HUMK’daki karşılığı olan m.8 incelendiğinde iki hüküm arasında meydana gelen değişiklikler şöyledir:
- 6100 sayılı HMK ile artık sulh hukuk mahkemelerinin görevinde parasal sınır kaldırıldığından parasal sınırları ve buna ilişkin oluşabilecek sorunları detaylı olarak düzenleyen 1086 sayılı Kanun’un 2,3,4,5,6 ve 8. Maddelerdeki tüm düzenlemeler artık ortadan kaldırılmış, sulh hukuk mahkemelerinin görevi net ve sade bir şekilde düzenlenmiştir.
- Malvarlığı haklarını içeren hiçbir dava artık sulh hukuk mahkemesinde görülemeyecektir.
- 1086 S. HUMK’ta sulh hukuk mahkemelerinin kiraya ilişkin görevi kira sözleşmesinden kaynaklanmak şartına bağlanmışken, 6100 sayılı HMK ile kiradan kaynaklanan her türlü davayı başkaca bir sınırlama getirmeksizin görmek hususunda sulh hukuk mahkemeleri görevli sayılmıştır.
- 1086 sayılı HUMK’da kira alacağı davalarında sulh hukuk mahkemeleri, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, aktin feshi yahut tesbit davaları, bu davalarla birlikte açılmış olması halinde yetkili iken artık 6100 sayılı HMK ile kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, aktin feshi yahut tesbit davaları, bu davalarla birlikte açılmış olması şartına bağlı olmaksızın görevlendirilmiştir.
HUMK Madde 8 –
Sulh mahkemesi:
I – İflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere, mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı beşmilyar lirayı geçmeyen davaları,
II – Dava konusu olan şeyin değerine bakılmaksızın: 1. İcra ve İflas Kanununun onuncu babında yer alan 269 ve 272 nci ve sonraki maddeleri hükümleri hariç olmak üzere, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, aktin feshi yahut tesbit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaları görür.
HMK Madde 4 –
Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi
(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler.
Bu maddelerden ve açıklamalardan yola çıkarsak kira uyuşmazlıklarında hangi mahkemenin görevli olacağı konusunda 1086 sayılı HUMK’ya göre 6100 sayılı HMK Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini net ve sade bir biçimde açıklamıştır. Tüm kira uyuşmazlıkları Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülür.
- Tarafların Tacir Olması ve Ticari Davalar
TTK Madde 4-
Ticari Davalar:
(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.
TTK MADDE 5 –
Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler-
(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
TTK 4.maddede görüldüğü üzere Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren davalar sayılmıştır. Buna göre; “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın…” . Ancak, 6100 sayılı yeni HMK Madde 4’te geçen“dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemelerinde görürler” hükmünden dolayı tarafların tacir olup olmadığına ve bunların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızınkira uyuşmazlıklarında görevli mahkeme mutlaka Sulh Hukuk Mahkemesi olacaktır. Zaten TTK 5. Maddesinde kanun lafzında ‘aksine hüküm bulunmadıkça’ ibaresi yer aldığından emredici hüküm niteliğinde değildir ve bu kapsamda HMK 4. Maddesi buna getirilen aksine düzenleme kapsamındadır. Tüm bu bilgiler ışığında burada Asliye Ticaret Mahkemesi kiraya ilişkin herhangi bir uyuşmazlıkta yeni düzenlemeye göre görevli sayılamaz.
YARGITAY 3. H.D. (Esas: 2017/11585 Karar: 2017/9965 K. Tarihi: 13.6.2017)
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine dair hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dava, 15/09/2014 tarihinde 6100 Sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik sebebiyle HMK’nun 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.”
Tüm bunlardan yola çıkarak tarafların tacir olmasının bir önemi yoktur çünkü tacirler arasında yapılmış ticari işten yahut tarafların ticari işletmesinden kaynaklansa dahi kira ilişkisinden kaynaklanan tüm davalar yine sulh hukuk mahkemesinde görülecektir.
- Eski 1086 Sayılı HUMK’ya göre önce açılan bir dava Yeni 6100 Sayılı HMK’dan yararlanabilir mi?
HMK Madde 448-
Zaman Bakımından Uygulanma
(1) Bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.
Geçici Madde 1-
(1) Bu Kanunun yargı yolu ile göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalara uygulanmaz.
Görüldüğü üzere 6100 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce açılmış davalarda 1086 sayılı HMK’nın hükümleri uygulanacak, yasanın yürürlüğe girmesi nedeniyle görevsiz duruma düşecek davalar için artık görevsizlik kararı verilmeden mevcut mahkemesi görevli olmaya devam edeceği gibi 1086 sayılı HMUK’da geçen göreve (sadece yargı yolu ve göreve !) ilişkin tüm kurallar uygulanmaya devam edecektir.Bu hususta Yargıtay; “Uyuşmazlık 27.10.2011 tarihinde yani 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra mahkemeye getirilmiştir. 6100 sayılı HMK geçici m.1’e göre, bu kanunun yargı yolu ve göreve ilşkin hükümleri kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılan davalara uygulanmaz. Bu durumda kıymetli evrağın zayii nedeniyle iptali ve ödeme yasağı konulmasına ilişkin uyuşmazlık 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açılan çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu kanaatine varılmıştır. ”[1]
YARGITAY 8. HD(Esas No:2012/12155Karar No:2013/13696K. Tarihi:30.9.2013)
“Eldeki dava 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01.10.2011 tarihinden önce 22.09.2011 tarihinde açılmıştır. Kural olarak 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmeden önce açılan davalar hakkında anılan kanunla yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’na ilişkin hükümlerin uygulanması esastır. HUMK’nun 578.maddesinde “işbu kanun müktesep hakları ihlal etmemek şartıyla makabline şamildir”, hükmüne yer verilmiştir. Yani kazanılmış hakları ortadan kaldırmamak koşuluyla geçmişe yönelik olarak uygulanacağı öngörülmektedir. HMK’nun 448. maddesi, HMK’nun 578. maddesini karşılamaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 448. maddesi gereği sözü edilen kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek koşuluyla derhal uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
..
Eldeki dava az önce de açıklandığı gibi HMK’nun yürürlük tarihinden önce 22.09.2011 tarihinde açılmıştır. HMK’nun 448. maddesinde, bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek koşuluyla derhal uygulanır amir hükmüne yer verilmiştir. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte göz önünde tutulması gereken bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı sorunudur.”
Son olarak ise; örneğin 2011 yılından önce açılan bir davanın 6100 sayılı HMK’nın göreve ilişkin getirdiği yeni düzenlemeden yararlanması mümkün değildir. Geçiçi Madde 1’de “Bu Kanunun yargı yolu ile göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalara uygulanmaz.” hükmünden de anlaşılacağı üzere eski HUMK’ya göre yargı süreci devam edecektir. Fakat ilk derece mahkemesinin bir karar vermiş olduğunu varsayalım; 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmesinden sonra yargı yolları tüketilmeye başlanırsa eğer yeni HMK dan yararlanacağı kanaatindeyim. Çünkü Bölge İdare Mahkemesi ya da Yargıtay aşaması farklı bir yargılama süreci olduğunu düşünmekteyim.
Ancak HMK Madde 448’de “Bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” hükmünde bahsedilen tamamlanmış işlem konusu davanın yeni HMK’dan yararlanabilmesinin tek şartıdır. Şöyle ki; eğer bahsi geçen dava tamamlanmamış ise yani dava açılamamış yada HMK Madde 150’ye göre “tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” hallerinde dava açılmamış olacağından yada işlem tamamlanmamış olacağından 2011’den sonra davanın tekrar açılmasıyla yeni HMK’dan yararlanabilir. Ayrıca yeni HMK yürürlüğe girdikten sonra yargılamanın yenilenmesi ihtimali söz konusu olursa eğer yeni 6100 Sayılı HMK’dan yararlanabilecektir.
[1]YARGITAY 17. HD E.2012/1568 K.2012/2167 T.24.02.2012
Read This : Traveling in Turkey



